murat's profile« » M µ ® å '][' « »PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
October 21 Sarmışlar Seni Ay Yıldızlı Bayrağa
Dediler ki oğlun şehit düşmüş,
Bir gün bunalırsanBir gün bunalırsan ve sıkıntını paylasmak istersen beni ara.... iki elim kanda olsa gelirim, sıkıntını yok ederim... Bir gün aglayacak gibi olursan da ara beni.... Seni belki güldüremem ama, söz veriyorum senle birlikte aglayabilirim.... Bir gün uzaklara kaçmak istersen beni aramaktan çekinme.... Seni belki durduramam ama, senle birlikte kacabilirim.... Bir gün yüksek bir köprüden atlayama kalkarsan da ara beni.... Seninle birlikte atlayamam ama, asagida bekler, seni tutabilirim.... Bir gün herhangi bir konuda kararsiz kalirsan ara beni.... Seni senden fazla düsünür sana fikirler verebilirim.... Bir gün kimseyi dinlememeye karar verirsen de ara beni.... Agzimi açmayacagimi, söylemediklerini bile dinleyecegimi bil.... Bir gün beni üzdügünü düsünürsen de çekinme, yine ara beni... Göreceksin, sana kiyamam, kizamam, üzemem seni.... Bir gün beni ararsan ve benden bir karsilik alamazsan.... Söz ver : O zaman sen ulasmalisin bana.... Çünkü, o an bir melege gereksinim duydugumu bilmelisin.... Seni Seviyorum Dostum. October 18 Yalnızlık üzerineYalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla.. Yaslanmak hoş değil bos duvarlara baka baka Bir dost göz arayışıyla Saat tıkırtısıyla Korkmam,geçinip gideriz biz mutlulukla, Ama; Günün aydın,akşamın iyi olsun' diyen biri olmalı bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda. Yoksa, Zor değil,hiç zor değil,demli çayı bardakta karıştırıp,bir başına yudumlamak doyasıya. Ama; "'Çaya kaç seker alırsın?' Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra... October 04 Kulak kaşıntısıKulağımın içi kaşınıyor.
Felaket. Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri. Sonra artıyor. Kaşımak da bir zor ki kulağın içini. Bir türlü geçmiyor. "Ne yapsam acaba?" diyorum. Günler geçtikçe daha da artıyor. Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum "Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?" diye. "Ne oldu ki?" diye soruyor arkadaşlarım. "Kaşınıyor kulağım" diyorum. " Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!" Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi. "Çok iyi doktordur" diyor. "Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir." Gidiyorum doktora. Gözlüklü, şirin bir amca. Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor. Şaşırıyorum önce. "İçinde kaşıntı var" diyorum. "Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?" Yok" diyor, "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum." "Nedir?" diyorum doktora. "Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor. "Nasıl yani?" diyorum. "Kimin sözleri?" "Bakacağız" diyor. Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor. "Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana. Biraz irkiliyorum. "Eski sözler" diyorum, "Ha?" Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense. "Bir kadın sesi bu" diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum. Cımbızı çıkarıyor kulağımdan. "Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor. Yalana bakıyorum. Küçücük bir şey gibi gözüküyor. "Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?" diyorum. "Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız." Yalanı tüpün içine koyuyor. Kapağını da kapıyor tüpün. Serbest kalıyor yalan. "Seni seviyorum" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden. "Yalanmış ha?" diyorum. Kulağım bile anlamış, kalbim hâlâ anlamıyor... -Alıntı- October 03 Geleceğini biliyordumSavaşın en kanlı günlerinden biri...Asker,en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üstünde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve: -Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? -Delirdin mi? der gibi baktı teğmen... Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş... Büyük olasılıkla Ölmüştür bile... Kendi hayatını tehlikeye atmaya değmez... Asker ısrara etti ve teğmen ona "peki" dedi..."Git o zaman" İnanılması güç bir mucize... Asker o ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü... Birlikte siperin içine yuvarlandılar... Teğmen kanlar içindeki askeri muayene etti... Ve arkadaşına döndü: -Sana hayatını tehlikeye atmana değmez demiştim, arkadaşın çoktan ölmüş... -Değdi teğmenim... dedi asker -Nasıl değdi?... dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun? -Gene de değdi komutanım... Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağ idi... Onun son sözlerini duymak dünyaya bedeldi benim için... VE ARKADAŞININ SON SÖZLERİNİ HIÇKIRARAK TEKRARLADI...: -MEHMET!... GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!... demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum... October 01 Sen giderkenSen giderken,mevsimlerden sonbahar aylardan eylüldü Hatırlıyorum gözlerimden yaşlar süzüldü. Sen giderken, hüzün yüklü bulutları yükledin bana Şimdi hasretinle damla damla yağıyor yokluğuna. Sen giderken, kalbimin yarısını da aldın götürdün, Ve ben nefes almakta bile zorlanıyorum o gün bugün. Sen giderken, sahilde martılar çığlık çığlıktı, Hatırlıyorum elektrikler kesik etraf karanlıktı. Sen giderken, döneceğim demiştin gülümseyerek Asla tutamayacağın o sözüne kanmıştı bu yürek. Sen giderken, bu şehrin güzelliği de gitti seninle, Şimdi yalnızlığa okunuyor bütün şarkılar bak dinle. Sen giderken, bir yıldız kaydı gitti gökyüzümden, O yıldız aldı götürdü ışığımı gözlerimden. Sen giderken, kalbimin kepenkleri kapandı apansız, Yaşama hevesimi de beraberinde götürdün vefasız. Sen giderken, mevsimlerden sonbahar aylardan eylüldü Hatırlıyorum gözlerimden yaşlar süzüldü. --Alıntı-- |
|
|