murat's profile« » M µ ® å '][' « »PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    July 31

    Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

    Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
    Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
    Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
    Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
    Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
    Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
    Bebekler hayta hayta yürümeden
    Geleceğim diyorum, geleceğim sana
    Ne olur kesin bir takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Beklesen de olur, beklemesen de
    Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
    Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
    Hangi ses yürekten çağırır beni sana
    Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
    -Ihlamur çiçek açtığı zaman.

    Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
    Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
    Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
    Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
    Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
    Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
    Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
    Gemileri yaksalar da geleceğim sana
    On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
    -Ihlamur çiçek açtığı zaman.

    Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
    Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
    Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
    Ne güzellik, ne de tat var baharsız
    Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
    Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
    Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
    Kimseye uğramam ben sana uğramadan
    Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
    Takvim sorup hudut çizdirme bana
    Ben sana çiçeklerle geleceğim
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    (Uzaklara Türkü)
     

    Bahattin Karakoç

    July 30

    Sen Yoktun

    Günler zakkum yaprakları gibi

    Birer birer dökülürken ayaklarımın dibine

    Ben her gece karanlığa dikip gözlerimi

    Senin aydınlığını bekledim

    Sen yoktun

    Binlerce adım attığım bu kentin sokaklarında

    Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim

    Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında

    Seni aradım

    Sen yoktun

    Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı

    Her bir hücremin cezasını ta yüreğimde hissederken

    Beni enkazın altından çekip alabilecek

    Ellerini aradım

    Sen yoktun

    Özlem şarkılarını ezberledim

    Kimini bağıra çağıra kimini fısıltıyla söyledim

    Karanlığa haykırdım hasretini

    Sesimi duyacaksın diye bekledim

    Sen yoktun

    Senden gelecek tek bir haberi bekledim

    Saatler asır gibi geldi geçmedi

    Çalan her telefonu

    Yüreğimin deli gibi çağlayana dönen atışıyla açtım

    Senden başka duyduğum her seste

    Hep aynı hayal kırıklığını yaşadım

    Onlar beni duymak istiyordu bense seni

    Sen yoktun

    Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi

    Karanlığın kucağına uzattım her gece

    Bir an önce sabah olsun diye

    Uykunun beni çekip almasını istedim

    Olmadı!

    Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan

    Kaç gece merdivenlerdeki ayak seslerini dinledim

    Gelen sensindir diye

    Sen yoktun

    Her akşamla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine

    Ay yalnızlığın işaretiydi benim için

    Beni ıslatan yağmur olmadı

    Ben senin özleminle sırılsıklamdım Ağustos sıcağında

    Hayat bana merhaba dedi

    Uzun ayrılıktansonra gelmez dediğim

    Göçmen kuşların dönüşünü gördüm

    Sen yoktun

    Gökyüzünün sonsuz maviliğine umut bağladım

    Sokaklarda fark ettim bekleyişlerimi

    Hep sensiz arabalar geçti yanımdan

    Ben yıldızların hasret türkülerine eşlik ettim

    Sen yoktun

    Gözümden tek bir yaş kalmadı

    Onlar sana aktı sana akmalıydı

    Kimselere söyleyemedim acılarımı

    Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım

    Nice fırtınalar koptu yüreğimde

    Dalgalar dövdü hayallerimi

    Sığınacak bir liman yaslanacak bir omuz aradım

    Sen yoktun

    Kadri Çelik

    July 09

    Mühürlendin sen benim ömrüme

    Biraz Uzak Dur Benden Bugün

    Hiç Bir Söz Söyleme, Duymasın Kulaklarım Dediklerini

    Bakma Gözlerime Öyle,

    Götürme Beni Uzaklara, Hayaller Uçuşmasın, Umutlar Doğmasın Yeniden..

    Gülmek İstemiyorum Bugün, İçimden Gelmiyor İşte Öylesine Gülümsemek…

    Sadece Biraz Sessizlik,

    Sadece Biraz Sensizlik Aslında..

    Açma Gönlümün Penceresini, Yine Gelip Oturma Kalbimin Baş Köşesine..

    Sadece Sus Biraz Öyle

    Ve Bakma..

    Yine Gideceksin Çünkü O Yüzdendir “Gelme” Deyişim.

    Zor Oluyor Artık

    İmkansız Gibi

    Acı Veriyor..

    Gidişinin Ardından Kendimi Avutamamak Zoruma Gidiyor

    Birine Bağlanmak; Benim Olmadığını Bile Bile Benimsemem Gücüme Gidiyor

    Farkındayım, Acı Olan Bu: Her şeyin Farkındayım

    Ben Sana Aitim Ama Biliyorum ki Sen Bana Ait Değilsin

    Gitmek Istediginde “Dur” Deme Lüksüne Sahip Değlim Ben

    Ama Geldiğin de Gideceğini Bildiğim Halde, Kendimi Biraz Daha Bitireceğimi Bildiğim Halde, Sana “Git” ‘ de Diyememek Ağır..

    Gelme Diyemem, Biliyorsun

    Ama Anla!

    Gelme ki Yine Gitmeyesin…

    Bakma ki Gözlerini Yine Benden Çekmeyesin..

    Gülümseme ki Bir Daha Beni Gülüşünle Kandırmayasın

    Git Demiyorum

    Sadece Gelme!