murat's profile« » M µ ® å '][' « »PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    August 22

    Aile çay gibidir

    Çayı çok sevdiğimi söyleyince, yaşlı teyze anlattı geçenlerde...

    Bak oğlum diye başladı söze:

    Çayın alt demliği evdeki kaynanadır; devamlı kaynar durur. Üst evdeki gelindir; alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır, demlenir. Gelinin kocası ise bardaktır; biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin... Çocuklar çayın şekeridir, tad verir. Görümce ise çay kaşığıdır; arada bir gelir ve karıştırır gider. Kaynataya gelince; o da bardak altıdır. Dökülenleri bir araya toplar.

    alıntı

    Hayat

    Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
    Kendin için neler hissettiğindir.
    Güven, mutluluk, şefkattir.
    Arkadaşlarına destek olmak
    Ve nefretin yerine
    Sevgiyi koymaktır...!
    Hayat kıskançlığı yenmek,
    Önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
    Ne dediğin ne demek istediğindir.
    İnsanların sahip oldukları değil,
    Kendilerini olduğu gibi görmektir.
    Her şeyden önemlisi, hayatı başkalarının
    Hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
    Sevmesini bilmeyenlere inat...
    Biz seni çok seviyoruz hayat...

    senden ne zaman vazgeçtim?

    Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
    Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığında vazgeçtim.
    Kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
    Bana yalan söylediğini anladığım, sana güvenemediğim zaman vazgeçtim.
    Gözlerime baktığında, kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
    Bana karşı ne çok sırlarının olduğunu anladığımda vazgeçtim.
    Her sabah uyandığımda baş ucumda duran hayalinin artık olmadığını fark ettiğimde vazgeçtim.
    Düşüncelerime ve duygularıma değer vermediğini anladığımda vazgeçtim.
    Sevgi ve şefkatini benden esirgeyip yabancılara sergilediğinde vazgeçtim.
    Gözlerinde bana ait olan ışığın, yüzündeki tebessümün ve aydınlığın kaybolduğunu gördüğümde vazgeçtim.
    Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek paylaşmayı unuttuğun için vazgeçtim.
    Bana katlanmaya çalıştığını fark ettiğimde vazgeçtim.
    Ben senden vazgeçmedim aslında, senin benden çoktan vazgeçtiğini anladığımda senden vazgeçtim...

    -alıntı-

    August 20

    2 fincan kahve

    Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu halde felsefe dersindedir.  Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir  mayonez kavanozunu alır ve içerisini tenis topları ile doldurur. Ve  öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,  Öğrenciler ittifakla  kavanozun dolduğunu ifade ederler.
    Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece  çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki  boşlukları doldurur.  Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar,  Onlar da "evet"  doldu derler. Tekrar profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,
    Öğrenciler de  koro halinde "evet" derler.

    Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan  boşlukları doldurur.   Öğrenciler gülerler!  Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "evet" diyerek; Ben "Bu  kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım" der.

    Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; dininiz, ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin  için önemli olan şeylerdir. Şayet diğer şeyleri kaybetseniz de, bu  önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.

    O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,  eviniz, arabanız vs.  Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.  "Şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, anlatmaya devam eder, "çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına  (yeterli) yer almaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi  ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler  için
    vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere  çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sıhhatinize dikkat edin. Eşinizle  yemeğe  çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını  kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur. Bu ara bir öğrenci parmağını kaldırır ve sorar;  "Pekiyi, o iki  fincan kahve nedir?"
    Profesör gülerek: "Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar vakit ayırın!"
     
    alıntı...
    August 18

    Şarkı falı

    Şarkılardan fal tuttum ikimize kaç kere
    Sana bahar gül bülbül, bana hep hasret düştü
    Dua ettim kaç gece avuç açıp göklere
    Sana neş'e mutluluk, bana hep hasret düştü
    August 03

    Ne istersin?

    Dilek olmak isterdim… Kayan bir yıldızın ardından tutulan.
    Armağan olmak isterdim… Bir çocuğun başucuna bırakılan.
    Gülücük olmak isterdim… Kollarını annesine açan bir bebekte.
    Nota olmak isterdim… Yazılmayı bekleyen bir aşk şarkısında.
    Nefes olmak isterdim… Neyzenin neyine üflediği.
    Kanat olmak isterdim… Özgürce uçan bir kuşta.
    Zeytin dalı olmak isterdim… Bir güvercinin gagasında.
    Deniz olmak isterdim… Balıkçıya ümit olmak için.
    Çakıl taşı olmak isterdim… Özenle seçilip saklanmak için.
    Yakamoz olmak isterdim… Sevgililerin düşlerinde.
    Öpücük olmak isterdim… Sadece senin dudaklarında.
    Anahtar olmak isterdim… Her bir sırrı açan.
    Kalem olmak isterdim… Hiç tükenmeden seni yazan.
    Çizgi olmak isterdim… Ninemim yaşlı yüzündeki anılarda.
    Kardelen olmak isterdim… Ölümün sessizliğinde açan.
    Velhasıl ben ölüme çeyrek kala olamadıkları isterken,
    Peki ya sen?