murat's profile« » M µ ® å '][' « »PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
August 22 Aile çay gibidirÇayı çok sevdiğimi söyleyince, yaşlı teyze anlattı geçenlerde... Bak oğlum diye başladı söze: Çayın alt demliği evdeki kaynanadır; devamlı kaynar durur. Üst evdeki gelindir; alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır, demlenir. Gelinin kocası ise bardaktır; biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin... Çocuklar çayın şekeridir, tad verir. Görümce ise çay kaşığıdır; arada bir gelir ve karıştırır gider. Kaynataya gelince; o da bardak altıdır. Dökülenleri bir araya toplar. alıntı HayatKimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk, şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak Ve nefretin yerine Sevgiyi koymaktır...! Hayat kıskançlığı yenmek, Önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ne demek istediğindir. İnsanların sahip oldukları değil, Kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi, hayatı başkalarının Hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. Sevmesini bilmeyenlere inat... Biz seni çok seviyoruz hayat... senden ne zaman vazgeçtim?Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim. -alıntı- August 20 2 fincan kahveBir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu halde felsefe dersindedir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve içerisini tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, Onlar da "evet" doldu derler. Tekrar profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde "evet" derler. Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler! Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "evet" diyerek; Ben "Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım" der. Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; dininiz, ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir. Şayet diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. "Şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, anlatmaya devam eder, "çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer almaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sıhhatinize dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur. Bu ara bir öğrenci parmağını kaldırır ve sorar; "Pekiyi, o iki fincan kahve nedir?" Profesör gülerek: "Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar vakit ayırın!" alıntı... August 18 Şarkı falıŞarkılardan fal tuttum ikimize kaç kere Sana bahar gül bülbül, bana hep hasret düştü Dua ettim kaç gece avuç açıp göklere Sana neş'e mutluluk, bana hep hasret düştü August 03 Ne istersin?Dilek olmak isterdim… Kayan bir yıldızın ardından tutulan.
Armağan olmak isterdim… Bir çocuğun başucuna bırakılan. Gülücük olmak isterdim… Kollarını annesine açan bir bebekte. Nota olmak isterdim… Yazılmayı bekleyen bir aşk şarkısında. Nefes olmak isterdim… Neyzenin neyine üflediği. Kanat olmak isterdim… Özgürce uçan bir kuşta. Zeytin dalı olmak isterdim… Bir güvercinin gagasında. Deniz olmak isterdim… Balıkçıya ümit olmak için. Çakıl taşı olmak isterdim… Özenle seçilip saklanmak için. Yakamoz olmak isterdim… Sevgililerin düşlerinde. Öpücük olmak isterdim… Sadece senin dudaklarında. Anahtar olmak isterdim… Her bir sırrı açan. Kalem olmak isterdim… Hiç tükenmeden seni yazan. Çizgi olmak isterdim… Ninemim yaşlı yüzündeki anılarda. Kardelen olmak isterdim… Ölümün sessizliğinde açan. Velhasıl ben ölüme çeyrek kala olamadıkları isterken, Peki ya sen? |
|
|