murat's profile« » M µ ® å '][' « »PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 24

    Cennet - Cehennem

    Paulo Coelho'nun, Seytan ve Genc Kadin adli romanindan hos bir bölüm;

    ..."Yollari oldukca uzunmus, yokus yukari gidiyorlarmis, gunes yakiciymis, ter icinde kalmislar, susamislar.

    Bir donemecin ardinda harika bir mermer kapi gormusler; kapi, ortasinda bir cesme bulunan altin doseli bir meydana aciliyormus, cesmeden berrak bir su akiyormus.

    Yolcu kapidaki bekciye donmus.

    'Iyi gunler.'

    'Iyi gunler,' diye yanit vermis bekci.

    'Burasi harika bir yer, adi ne?'

    'Burasi cennet.'

    'Ne iyi, cennete gelmisiz, cunku cok susadik.'

    'Iceri girip dilediginiz kadar su icebilirsiniz', demis bekci ve eliyle cesmeyi gostermis.

    'Atimla kopegim de susadilar.'

    'Kusura bakmayin,' demis bekci.

    'Buraya hayvanlar giremez.'

    Yolcu cok uzulmus, cok susamismis, ama suyu tek basina icmek istemiyormus. Bekciye tesekkur edip yoluna devam etmis. Epeyce bir sure yamac yukari gittikten sonra eski gorunumlu kucuk bir kapiya varmislar, kapi iki yani agaclikli toprak bir yola aciliyormus. Agaclardan birinin altinda, sapkasini alnina indirmis, uyur gibi yatan bir adam varmis.

    'Iyi gunler,' demis yolcu

    Adam basini sallamis.

    'Atim, kopegim ve ben cok susadik.'

    'Surada taslarin arasinda bir pinar var,' diyen adam eliyle orayi isaret etmis.'Istediginiz kadar su icebilirsiniz.'

    Yolcu, ati ve kopegi pinara gidip susuzluklarini gidermisler.

    Yolcu bekciye tesekkur etmis.

    'Istediginiz zaman yine gelebilirsiniz,' demis bekci.

    'Buranin adi ne?'

    'Cennet.'

    'Cennet mi? Ama mermer kapidaki bekci bana orasinin cennet oldugunu soyledi.'

    'Orasi cennet degil cehennemdi.'

    Yolcunun akli karismis 'Sizin adinizi kullanmalarina niye izin veriyorsunuz? Yanlis bilgi vermeleri buyuk karisikliga neden olur!'

    'Hic de degil. Aslinda onlar bize buyuk bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarina sırt cevirenlerin hepsi orada kalıyor cunku...
    September 23

    hiç

    Sana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen
    Ve anlatmadıklarım neleri söylüyor
    Boğazımı yırtarcasına susuyorum
    Ya verilmekten yıpranan cevaplardayım
    Ya sorulmamaktan solan sorularda
    Sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun her akşam
    Ben ıslanmasını bilmeyen ahmak
    Bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam

    September 16

    Herkes Gibisin

    gönlümle başbaşa düşündüm demin
    artık bir sihirsiz nefes gibisin
    şimdi kal içinde bomboş kalbimin
    akisleri sönen bir ses gibisin

    maziye karışıp sevda yeminim
    bir anda unuttum seni eminim

    kalbimde kalbine yok bile kinim
    bence artık sen de herkes gibisin
    bence artık sen de herkes gibisin

                                        Nazım Hikmet

    September 14

    Bir hikaye

    Uzun boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.

            Kemale ermiş, yaşını başını almış bir adam da Âşık oldu ona ve tez vakitte kemalini yitirdi, tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü bela zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti, her işi onun için, her şeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş bedenliye verirdi. Bir gün genç kız kendisine dedi ki:

              -Yanışın her an biraz daha artmada, ama aşkta masraf ziyade gerek, sendeki sermaye yalnızca aşk olursa mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul dengi dengine demişler…

              -Sevgili, dedi âşık, bedeninde bir avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.

            Genç kız âşığını derhal Mısır’a götürdü, orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur, kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç kıza sordu:

       - Şu ayakta bekleyen ihtiyar senin kulun mu?

       - Evet , benim kulumdur!..

          O sırada ihtiyar düşüp bayıldı. Adam pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu için bir köle azat etmeyi ahdetmiş, ihtiyarı satın alması bundanmış. Mezarın başında zavallı ihtiyarı azat edip cebini de altınla doldurduktan sonra gönlünü şad etmek için dedi ki:

             -Diliyorsan ey ihtiyar, Mısır’da kal, malın eksilmez, seni gözetirim.

            -Dilersen de var git, çünkü artık hürsün, kendi kendinin sultanısın.

         İhtiyar teşekkür ederek genç kızın ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi ki,

           -A sevgili! Şu gönül, senin için satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele’ benim kulumdur!’ dediğin andaki saadetim,sanmam ki başka bir kimsede olsun!.. Haydi yine beni pazara götürüp mezada ko!.

    AşknameKırmızı gülİskender Pala

    September 13

    Herkesi Affettim

    bir gün gittim…

    geride yığınla soru işareti bırakarak

    yanıtlamaya vaktim yoktu

    geç kalmıştım hayata, uçtum kanatlarımı takarak.

    bir gün gittim…


    dönüp arkama bakmadım bile bir kez

    nelerden vazgeçtiğimi görmek istemedim

    istemedim kimseyi bir kez daha yıkmak

    zaten ben gelmeyi de istemedim ki…

    bir gün gittim…


    hala kulaklarımda yankılanan; bir araba kapısı vuruşuyla çıktım o fotoğraftaki kareden

    o kareki beni yıllarca kendimden uzağa iten.

    bir gün gittim…


    gitmeler hiç bitmeyecekti; bildim

    bildim de, bilmemezlikten geldim

    zaten ben gördüm de, görmemezlikten geldim.

    bir gün gittim…


    asırlar uzağa, uzaklar soğukmuş

    üşüdükçe anladım düştüğümü tuzağa.

    bir gün gittim…


    hiç hesabım kalmadı artık kendimle

    sen de dahil

    herkesi affettim…

    September 11

    Bir gün

    Bir gün...
    Bir günüm daha olsaydı

    Yaşamak için...
    Herşeyimi verirdim
    verebilseydim...

    Bir gün
    Bir gün daha kalabilseydim yanında...

    Herşeyimi verirdim
    Seçebilseydim...


    Sadece 1 gün istedim
    Daha fazlası değil

    Uyanma, kalkma, gitme yanımdan
    Bugün son günüm
    Doya doya bakayım sana derdim...


    Bir gün,
    Sadece 1 gün

    Çok fazla değil ki



    Hadi son bir kez sarıl bana


    Bak bu benim son günüm...


    Birgün, sadece 1 günüm olsaydı


    Yaşayabilmek icin


    Herşeyimi verirdim
    Yanında uyuyabilmek için...



    1 gün
    Sadece 1 gün verin bana



    Sonra dönerim karanlığa



    Çok değil 1, sadece son 1 gün
    Yaşamak için bana....