murat's profile« » M µ ® å '][' « »PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
« » M µ ® å '][' « »HOŞGELDİNİZ :) |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Başlığın üstünü tıklayın
DEĞERLİ YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM
|
November 19 Biz o kadar fakirdik ki...—biz o kadar fakirdik ki; mahallemizde gökkuşağı bile siyah beyaz çıkardı —biz o kadar fakirdik ki; masraf olmasın diye ben 7 yaşına kadar doğmadım. Ağabeyimi de gazete verdi. —biz o kadar fakirdik ki; misafirliğe giderken bineceğimiz dolmuşun arkasından koşmak suretiyle takip ederdik —biz o kadar fakirdik ki; eve gelen misafirleri yerdik —biz o kadar fakirdik ki; peynirimiz yoktu her sabah tenekenin içine girer peynir taklidi yapardık —biz o kadar fakirdik ki; biber çekirdeklerinden çorba yapardık —biz o kadar fakirdik ki; ağabeyimin eskilerini kendi giyerdi ben çıplak dolaşırdım —biz o kadar fakirdik ki; ne sen sooor ne ben söyleyeyim kuracak cümlemiz bile yoktu yani. —biz o kadar fakirdik ki; tuvalet kâğıdını kurutup kurutup kullanırdık —biz o kadar fakirdik ki; kokain yerine tebeşir tozu çekerdik. —biz o kadar fakirdik ki; okul karnesini karneyle aldığımı bilirim —biz o kadar fakirdik ki; kasabı manavı geçtik köpeğe kemik borcumuz vardı —biz o kadar fakirdik ki; dilencilerin paralarını çalar counter oynamaya giderdik —biz o kadar fakirdik ki; Hint fakirleri dayanamayıp misyonlarını bize devrettiler. —biz o kadar fakirdik ki; okula jaguarla gidip geldim senelerce, yok yani bildiğin jaguar deh diyordum gidiyordu kırmızı ışıkta durmak sorun oluyordu çok zorluk çektik çook… —biz o kadar fakirdik ki; eskimesin diye aynaya bakmazdık —biz o kadar fakirdik ki; Fakir BAYKURT bizim idolümüzdü duvara posterini asardık duvarda desteksizdi çiviyi çakınca yıkılmıştı zaten —biz o kadar fakirdik ki; siyah beyaz televizyonumuz bile yoktu bizim televizyon sadece siyahtı bizim kadar fakir olan komşumuzun beyaz televizyonuyla yan yana koyar öyle seyrederdik ya. —biz o kadar fakirdik ki; küçük kardeşimi acıkınca yemiştik ağabeyimde akşam gelip hani bana hani bana demişti. Rahmetli…. —biz o kadar fakirdik ki; meteliğe atacak kurşunumuz bile yoktu bizde taş atardık —biz o kadar fakirdik ki; babamdan tokat yerdik başka şey yoktu bir tokadı 4 kişi paylaştığımız günler oldu —biz o kadar fakirdik ki; sinekler bize değil biz sineklere konuyorduk. —biz o kadar fakirdik ki; kelimelerimizi tartarak konuşurduk günlük kotayı aşınca babamız falakaya yatırırdı. November 13 YaLaNBir yalandı November 07 umutsuzluk”Belki de umut etmek için çok geç kalınmıştı..” November 06 Bilmek istiyorum*Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. November 04 İyi oldu gelmediğinBu köprüden her benim diyen geçemez, November 03 SENGEL BİR PAZARLIK YAPALIM SENİNLE...
PAYLAŞALIM HER ŞEYİ
SULARDAN BAŞLAYALIM ÖNCE.
AŞILMAZ OKYANUSLAR MASMAVİ DENİZLER DERİN GÖLLER SENİN OLSUN...
BANA SADECE GÖZLERİNİ VER YETER...
BEN BİLMEM ÖYLE SÜSLÜ KELİMELERİ...
SEVİYORSAM BUNU BAŞKA TÜRLÜ SÖYLEMEM...
BANA LAZIM DEĞİL ANLAŞILMAZ SÖZLER.
SENİN OLSUN LUGATTAKİ TÜM SÖZCÜKLER,
BANA SENİ SEVİYORUM YETER.
ALFABEDEN EN GÜZEL SÖZÜ YAZMAK İÇİN
YİRMİ DOKUZ HARFE NE GEREK...
AL YİRMİALTISI SENİN OLSUN
BANA SEN YETER... Kim Özlerdi Avuç İçlerinin KokusunuO kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, October 31 ::..::..::..::..::..::..::Yalnızlığım sana emanet...
" ben aslında öyle bir şarkı yazmak isterdim ki" içinde sen, ben ve sevmek yalnızca ninniler söyleyebilseydim uyusaydın kollarımda öyle bir aşk ki dokunsaydı sonsuza bu şarkıyı herkes söylemek isterdi "ama..." kimse ayrılığa, ölüme, yağmura dur diyemedi bir gün kabalık edersem habersiz çekip gidersem yalnızlığım sana emanet -alıntı- October 30 Gülüşün
October 28 Her gününüz bayram olsunNefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık...
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır. Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram...
Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.
"İyi ki yanımdasın" bayram, "Her şeyi sana borçluyum" bayram, "Hiç pişman değilim" bayram...
Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır. Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur. Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler. Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır. Her gününüz bayram olsun! Can Dündar October 16 :Yaşam "Sen" ve "Ben" ayırımını aştıktan sonra başlar... "Evlilik" eve dönme isteğidir, zorunluluğu değil. "Aile" birbirleri için koşuşturanlar topluluğudur, salt akrabalık ilişkisi değil. Bir saldırgan söz, söyletmese bile bin tanesini çağrıştırır. Asla had bildirme... Asla mahcup etme... October 02 Yüce Dağ Başında Yanar Bir IşıkYüce Dağ Başında Yanar Bir Işık Düşmüşüm Derdine Olmuşum Aşık Ağ Buğday Benizlim Zülfü Dolaşık Dividim Kalemim Yazarım Böyle Bir Yavrunun Derdi Var Bende Yar Bende Oy Bende İşte Ben Gidiyom Yar Hemen Ağla Dön Ağla Yan Ağla Yüce Dağ Başından İndiremedim Yönünü Yönüme Döndüremedim Bir Güzelin Aklın Kandıramadım Dividim Kalemim Yazarım Böyle Bir Yavrunun Derdi Var Bende Yar Bende Oy Bende İşte Ben Gidiyom Yar Hemen Ağla Dön Ağla Yan Ağla September 24 Cennet - CehennemPaulo Coelho'nun, Seytan ve Genc Kadin adli romanindan hos bir bölüm; ..."Yollari oldukca uzunmus, yokus yukari gidiyorlarmis, gunes yakiciymis, ter icinde kalmislar, susamislar. Bir donemecin ardinda harika bir mermer kapi gormusler; kapi, ortasinda bir cesme bulunan altin doseli bir meydana aciliyormus, cesmeden berrak bir su akiyormus. Yolcu kapidaki bekciye donmus. 'Iyi gunler.' 'Iyi gunler,' diye yanit vermis bekci. 'Burasi harika bir yer, adi ne?' 'Burasi cennet.' 'Ne iyi, cennete gelmisiz, cunku cok susadik.' 'Iceri girip dilediginiz kadar su icebilirsiniz', demis bekci ve eliyle cesmeyi gostermis. 'Atimla kopegim de susadilar.' 'Kusura bakmayin,' demis bekci. 'Buraya hayvanlar giremez.' Yolcu cok uzulmus, cok susamismis, ama suyu tek basina icmek istemiyormus. Bekciye tesekkur edip yoluna devam etmis. Epeyce bir sure yamac yukari gittikten sonra eski gorunumlu kucuk bir kapiya varmislar, kapi iki yani agaclikli toprak bir yola aciliyormus. Agaclardan birinin altinda, sapkasini alnina indirmis, uyur gibi yatan bir adam varmis. 'Iyi gunler,' demis yolcu Adam basini sallamis. 'Atim, kopegim ve ben cok susadik.' 'Surada taslarin arasinda bir pinar var,' diyen adam eliyle orayi isaret etmis.'Istediginiz kadar su icebilirsiniz.' Yolcu, ati ve kopegi pinara gidip susuzluklarini gidermisler. Yolcu bekciye tesekkur etmis. 'Istediginiz zaman yine gelebilirsiniz,' demis bekci. 'Buranin adi ne?' 'Cennet.' 'Cennet mi? Ama mermer kapidaki bekci bana orasinin cennet oldugunu soyledi.' 'Orasi cennet degil cehennemdi.' Yolcunun akli karismis 'Sizin adinizi kullanmalarina niye izin veriyorsunuz? Yanlis bilgi vermeleri buyuk karisikliga neden olur!' 'Hic de degil. Aslinda onlar bize buyuk bir iyilikte bulunuyorlar. En iyi dostlarina sırt cevirenlerin hepsi orada kalıyor cunku... September 23 hiçSana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|